Saraybosna’da sanat yaşıyor mu?

Konu Saraybosna olunca, her kültür ve kültürel çevrenin yaratıcı ve zamansal olarak sınırsız bir yönü olarak, sanatın burada pek var olmadığını söylemek doğru olur.

Saraybosna ve Bosna Hersek’teki politik kurumlar kültür ya da herhangi bir sanatsal etkinliğin bütçeye gereksiz bir yük olduğunu düşünüyorlar. Sağırlara fısıldamak ya da körlere göz kırpmak mümkün olmadığı gibi, bizim devlet görevlilerimize de kültürün bir çevre, toplum, ülke ve kimliğin geleceği için ne derece önemli olduğunu anlatmak aynı şekilde imkansız.

Sanatın yüzyıllar boyunca kendi yerini bulmak için savaştığı bir gerçektir, fakat son birkaç yılda geçmişte kurtarılan ve korunan şeyleri bile yok ettiğimiz paradoksal bir durumla karşı karşıyayız. Bu şekilde geçmişimizden vaz geçmekte ve mevcut ve gelecek kuşaklarımız için haysiyetli bir hatıra bırakma hakkımızdan vaz geçmekteyiz. Saraybosna’daki Milli Müzenin kapatılması ülkedeki kültürel ve sanatsal farkındalığın en iyi örneğidir. Bu durum tam da bu kültürü yaşaması gerekenlerin, vatandaşların, tüketiciliğiyle daha da kötüleşmiştir. Tüm dünya tüketicidir ve kazanç getiren ağlar ve pazarlama suiistimalleriyle şartlandırılmıştır. Buna sosyal güvence eksikliğini ve günlük ekmek kavgasını da ekleyince sanatın, gerçekliğimiz çerçevesinde, neden daha az önemli olduğu açıktır.

Bir süre önce “Alışveriş Gecesi” ve “Müzeler Gecesi” aynı gece organize edildi! Gerçekten de, aynı gece! Vatandaşlar alışveriş merkezlerine doğru koşuştular ve geceyi düşük fiyatlarla meşhur dünya markalarının keyfini çıkararak geçirmeye karar verdiler. Sadece birkaç düzine kişi tüm gece boyunca ücretsiz olarak açık olan Saraybosna’nın bazı müzelerini ziyaret etmeye karar verdi. Müze salonları yarı yarıya boşken ayakkabı ve giyecek dükkanları insanlarla tıka basa doluydu. Bunun sadece bizim ülkemizde mi böyle olduğunun sorulması gerekir. Başkaları da kültür ve sanatın ülkelerindeki durumundan şikayet etmektedir.

Ancak “Müzeler Gecesi” Zagreb'de birinci sınıf kültürel bir etkinliktir. 25 Mart’ta Zagreb’de Picasso sergisi düzenlenecek ve geçen sene de Rembrandt ve diğer klasik dünya ressamlarını sergilediler. Diğer taraftan Saraybosna Picasso’nun Guernica çizimlerine Bosna Hersek Sanat Galerisinde sadece bir göz atabildi. O zaman dahi, daha çok ziyaretçiyi mumla arayan yarı boş galeri salonlarını görmek utanç vericiydi.

Eğer yerel kütüphanelerimizin raflarına ve kitaplarına bir göz atarsak üçte ikisinin Sırp ya da Hırvat yayıncılardan satın alındığını görürüz. Neden? İlgi eksikliği, Avrupa’da kitaplardaki en yüksek KDV oranı ve diğer birçok sebep yüzünden yerel yayınevlerimiz pratikte mahvolmuşlardır. Bosnalı yazarlar yeni kitaplarını bastırmak için Zagreb ya da Belgrad’daki yayıncılara gitmeyi seçiyorlar. Son on ya da yirmi yılda başarılı olmuş yerel yazarların listesine bir göz atarsak (Dzevad Karahasan, Aleksandar Hemon, Miljenko Jergovic ve diğerleri), hepsinin çalışmak ve yaşamak için başka bir ülkeyi seçtiklerini görürüz. Güzel sanatların durumu en iyi Collegium Artisitcum'un ev sahipliğini yaptığı geleneksel sergilerde görülebilir. Tiyatro prömiyerlerinin sayısı utanç verici derecede düşüktür ve çoğunluğu yabancı yazarlar tarafından yazılan metinlere dayanmaktadır.

Saraybosna’daki Milli Müzenin kapatılması milletimiz için büyük bir ayıptır. Devlet yeterli finansmanı sağlamıyor ve milli değerlerimizle yeteri kadar ilgilenmiyor ve bu yüzden geleceğine ilgi göstermiyor. Bu hazineyi bu işi yürütemeyecek, ilgi gösteremeyecek ve büyük bir değer olarak korumayacak olanların eline bırakmak büyük bir hataydı. Milli Müzeye girdiğinizde sanki başka herhangi bir devlet kurumuna girmiş gibisiniz. Binanın kültür ve sanatla herhangi bir ilgisi olduğu duygusuna dahi kapılmıyorsunuz. Bir şehri içinde yaşayan insanlar oluşturur. Aynı şekilde bir müzeyi de o müzede çalışan insanlar oluşturur. Ona hayat vermesi gereken onlardır. Tabii ki onları Louvre’da çalışan ya da maaşlarını zamanında alan insanlarla karşılaştırmak anlamsızdır. Ancak sorun sanat, kültür ve ulusal hafızamızda belirli bir haysiyetin nasıl korunacağıdır.

Kendimize her zaman kültür ve sanatın genel anlamda geçmişte ihmal edilip edilmediğini sorabiliriz? Evet, edilmişti. Var olmak ve belli bir yer edinmek için her zaman savaşmak zorundaydılar. Dünyanın en büyük sanatçıları her zaman fakirlik içinde yaşamış ve ancak öldükten sonra fark edilmişlerdir. Bu yüzden sanat sadece sanatçılar ya da yaratıcı olanlar için değildir, fakat sanatı algılayan ve tüketen, kitap okuyan veya sergi, tiyatro ve sinemalara gidenler içindir.

Yeni üretilen sanatın eksikliği ve daha önceki kuşak tarafından korunan mevcut sanatın içinde bulunduğu tehlike Saraybosna’yı gittikçe daha fazla bir taşra kasabası haline çeviren şeydir. Saraybosna’daki Milli Müzeye, Bosna Hersek Sanat Galerisine, Milli ve Üniversite Kütüphanesine veya diğer herhangi bir kültürü kurumuna karşı takınılan tavırlar utanç vericidir ve bu konuyla ilgili hiçbir şey söylemeyen herkes bu tüyler ürpertici sanat karşıtı, kültür ve gelecek karşıtı cehenneme katılıyor demektir.